Kolektif Şirket Genel Bilgiler

Kollektif Şirketler Genel Bilgileri

Ticari hayatta en yaygın olan şirket türüdür. Ortakların kişisel emek ve gayretlerinin önem kazandığı ticari işletmelerde bu ortaklık şekli tercih edilir. Kollektif şirket, özellikle küçük ve orta çapta perakende, yarı toptancı ticaret işletmeleri ile, orta çapta işletmeler için uygundur. Asgari bir sermaye koyma zorunluluğu da yoktur. Kollektif şirket ortakları birbirine güveni olan kimseler arasında kurulur. Ortakların birbirine karşı olan güveni üçüncü kişilerin de güvenini sağlar.

 

Tanımı

İki ve daha çok gerçek kişi tarafından, bir ticari işletmeyi müşterek ticaret unvanı altında işletmek amacı ile bir akitle kurulan ve şirket alacaklarına karşı ortakların tümünün sorumluluğu sınırsız ve zincirleme olan; hak ve ehliyeti işletme konusu ile sınırlı, tüzel kişiliğe sahip bir ticaret şirketidir.

 

Bu tanımdan çıkan Kollektif Şirketin unsurları şunlardır:

 

Kollektif şirket bir ticari işletmeyi işletmek amacı ile kurulur.

İşletilen veya yapılan iş ticari değilse bu ortaklık kollektif şirket olarak ifade edilemez. Böyle bir ortaklık ancak adi şirket olabilir.

Kollektif şirket bir ticari unvana da sahip olmalıdır.

Kollektif şirket asgari iki gerçek kişi tarafından kurulur.

Tüzel kişiler kollektif şirketin ortağı olamazlar.

Asgari veya azami bir sermaye şartı da yoktur. Ortaklar yapacakları ticari işin niteliği ve kapsamına göre bir sermaye saptarlar.

Şirket ortakları, şirket borçlarından dolayı müteselsil ve sınırsız sorumludurlar. Şirket anasözleşmesinde bu kuralın aksi kararlaştırılamaz.

Kollektif şirket ortakların kişiliğinden ayrı bir kişiliğe sahiptir. Bu kişilik şirket anasözleşmesinin ticaret siciline tescil ile kazanılır.

Ünvanı

Kollektif şirket, işletmesini bir unvan altında işletir.

 

Kollektif şirketin unvanı:

Bütün ortakların veya hiç olmazsa ortaklardan birinin ad ve soyadını,

Şirket ilişkisini belirtmek üzere “şirket” kelimesini ve

Kollektif şirket olduğunu gösterecek sözleri ihtiva etmesi şarttır.

Kuruluşu

1- Kollektif şirketin anasözleşmesinin hazırlanması:

 

Şirket anasözleşmesinde bulunması gereken hususlar şunlardır :

Ortakların adı, soyadı, adresleri ve tabiiyetleri,

Şirketin kollektif şirket olduğu,

Şirketin ticaret unvanı ve merkezi,

Şirketin konusu,

Sermaye katılım payı (Kollektif şirkette ticari itibar ve emek sermaye olarak konulabilir)

Ortakların temsil yetkileri

Yukarıda belirtilen hususlar zorunlu unsurlardır; bu unsurların mutlaka anasözleşmede bulunması gerekir. Aksi takdirde şirket adi şirket hükmünde olur.

 

2- Şirket anasözleşmesinin ortaklar tarafından imzalanması ve Noter tarafından bu imzaların tasdik edilmesi gerekir.

 

 

3- Noterce tasdik edilen bu anasözleşmenin ticaret sicilde tescili ve sicil gazetesinde de ilan edilmesi gerekir. Tescil için gerekli belgeler şunlardır.

Noter tasdikli iki adet şirket anasözleşmesi,

İki adet imza beyannamesi,

Ortakların ikametgah ve nüfus cüzdan suretleri,

Belediyeden alınan ticari durum tasdiknamesi,

İlgili vergi dairesine yatırılan kuruluş harç makbuzunun aslı,

Ticaret siciline hitaben yazılmış dilekçe,

Tüketiciyi Koruma kanunu’na göre sermayenin %0.2’si nispetinde paranın Merkez Bankasına yattığına dair makbuz.

Kollektif Şirketin Yönetimi

Kollektif şirkette ortaklar arasında güven en önemli unsurdur. Bu nedenle kollektif şirketin tüm ortakları şirketi tek başına idare hak ve görevine sahiptir.

 

Kolektif şirketin idaresi anasözleşme ile veya ortaklarının çoğunluğunun kararı ile ortaklardan birine veya bir kaçına ya da tüm ortaklara verilebilir.

 

Kollektif şirkette ortak olmayan kişilerin idare hakkı yoktur. Kollektif şirkette idare hakkı iç ilişki yönünden bölüştürülebilir.

 

İdare işleri sözleşme ile bir ortağa verilmiş ise onun hak ve görevi diğer ortaklar tarafından sınırlanamaz; azil dahi olunamaz. Ancak diğer ortaklar, idarede basiretsizlik, ağır ihmal ve iktidarsızlık gibi halleri nedeniyle, mahkemeden karar almak suretiyle idareci ortağın idare hakkını sınırlandırabilir veya azledilebilirler.

 

Eğer şirket idaresi, şirket esas sözleşmesi ile değil de ortakların kendi aralarında aldıkları bir karar ile bir ortağa verilmiş ise, ortakların çoğunluğunun kararı ile azledilebilir. Çoğunluk sağlanamazsa, ortaklardan herbiri, şirket idaresini yürüten ortağın esas sözleşme hükümlerini ihlal ettiğinden bahisle, azil için mahkemeye müracaat edebilir.

 

Şirket işlerinin idaresi, ortakların hepsine veya bir kaçına verilmiş ise, bunların herbiri yalnız başına yetkilidir.

 

Şirket işlerinin idaresi kendilerine verilmiş ortakların, şirket esas sözleşmesinde birlikte hareket edecekleri yazılı ise, ortaklar acele işler dışında her işte anlaşmaları gerekir. Eğer anlaşamazlarsa, ortaklar kurulunun vereceği karara göre hareket edilir.

 

İtiraz hakkını sadece idare hakkına sahip ortaklar ileri sürebilir. Şirketin idare işi esas sözleşme ile bir ortağa verilmiş ise bu ortak diğer ortakların itiraz ve muhalefeti olsa bile şirketin idaresi için gerekli muameleleri yapabilir. İdare işlerinin sınırı, şirket maksat ve mevzuu ile mutad muamele ve işler ile ilgilidir.

 

Kollektif şirkette idari işler olağan, olağanüstü ve temel işler olarak ayrılabilir.

Olağan İşler : Ortaklığın idaresine giren hususlar, ortaklık amacı doğrultusunda gereken muamele ve işlerdir.

 

Olağanüstü İşler : Bunlara örnek olarak da bağış yapmak, ortaklık konusuna girmeyen taşınmaz malları satmak, satın almak, teminat olarak göstermek gibi işlerdir. Kefalet, rehin, garanti sözleşmesi bu kapsam içindedir.

 

Temel İşlemler : Ortakların giriş-çıkışı, ortaklık konusu ve ortaklık unvanının değiştirilmesi, gibi işlemler temel işlemlerdir. Bu tür işlemler için tüm ortakların oybirliği ile karar almaları gerekir.

 

İdare yetkisi bulunmayan ortaklar dahi şirket işlerinin gidişi hakkında bilgi alabilir. Ortaklar, ortaklığa koydukları sermaye ile değil, sınırsız ve müteselsilen sorumludurlar. Bundan dolayı da ortaklar şirkette idareci olsun veya olmasın son derece geniş bir denetleme hakkına sahiptirler. Ortakların denetim hakkı sözleşme ile dahi kısıtlanamaz.

 

Anasözleşmenin değiştirilmesine dair olan kararlar oybirliği ile alınır. Diğer kararlar ise ortakların çoğunluğu ile alınır. Kollektif şirkette, kararlar için herhangi bir şekil şartı konulmamıştır. Kararın geçerli olabilmesi için karar defterine yazılması ve ortaklarca imzalanması gerekir.

 

İdareci ortak veya ortaklar yıl sonunda bilanço ve kar zarar hesabını çıkarmak zorundadırlar. Kar ve zararın bölünmesi için ortaklık sözleşmesinde bir hüküm yoksa, ortaklar da karın bölüşümü konusunda bir karar almamışlarsa, Borçlar Kanununun 523.maddesi uyarınca koydukları sermayeye ve şirkette idareci olarak görev alıp almadığına bakılmaksızın ortaklara eşit olarak dağıtılır.

 

Kural olarak ortaklar, ortaklıktan emekleri karşılığı bir ücret (veya tazminat) isteyemezler, ancak, sözleşme ile aksi kararlaştırılabilir. Ortaklar oybirliği ile karar vermedikçe hiçbir ortak zarar suretiyle azalan kısmı tamamlamaya zorlanamaz.

 

Ancak kollektif şirketin malvarlığı borçlarının tamamına yetmezse, kalan borçların ödenmesini sağlamak için tasfiye memurları ortaklara başvurabilir. Sermayeden eksilen kısım ileride oluşabilecek kar payları ile telafi olunur.

 

Ortakların Yükümlülükleri
1- Sermaye koyma taahhüdünü yerine getirme borcu. Her ortak koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçludur. 

2- Gecikme faizi ödeme yükümlülüğü. Herhangi bir ortak, şirketten ödünç aldığı parayı aksi kararlaştırılmış olmadıkça vade gününde ödemeyecek olursa, kanuni faizi ile ödemeye mecburdur. 

3- Bir ortak, ortağı bulunduğu şirketin yaptığı işler türünden bir işi, diğer ortakların rızası olmaksızın kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi aynı çeşit ticari işlerle meşgul olan bir şirkete sorumluluğu sınırlanmamış bir ortak sıfatıyla da giremez. 

Yanı sıra kollektif şirket ortağının şirkete karşı ihtimam, sadakat, basiretli tacir olma gibi yükümlülükleri bulunmaktadır. 

Ortakların Vergi Yükümlülükleri
Kollektif şirketin tacir olarak Kurumlar Vergisi yükümlülüğü yoktur. 

Kollektif şirketin bilanço karı, vergi yükümlülüğü ile ilgilenmeksizin şirket ortaklarına anasözleşmedeki paylaştırma oranlarına göre ortaklara dağıtılır. Ortakların şirket karından aldıkları paylar, şahsi ticari kazanç niteliğinde olduğundan, ortaklar Gelir Vergisi Kanununda yer alan ticari kazanç hükümleri doğrultusunda vergi ödeme zorundadırlar. 

Ortaklar Arasındaki Değişiklikler
a. Ortağın Ölümü
Ortaklardan birinin ölmesi halinde şirket anasözleşmesinde mirasçılarla diğer ortakların şirkete devam edeceği hakkında bir hüküm varsa mirasçılar ortak sıfatıyla şirkete devam edip etmemekte serbesttir. Kararlarını üç ay içerisinde şirkete bildirmek zorundadırlar. Bildirmezlerse kollektif ortak sıfatını kazanır. 

Eğer şirket anasözleşmesinde bir hüküm yoksa, diğer ortaklar ile mirasçılar oybirliği ile karar vererek ortaklığa devam edebilirler. Aksi halde ortaklık sona erer. 

b. Bir Ortağın Şirketten Çıkması
Şirket anasözleşmesinde hüküm varsa veya diğer ortaklar rıza gösterirlerse şirketten çıkılabilir. Anasözleşmede hüküm yoksa veya diğer ortaklar şirketten çıkmaya rıza göstermiyorlarsa, kollektif şirketten çıkmak mümkün değildir. Şartlar müsaitse ortaklığın feshine gidilebilir. 

c. Ortağın Şirketten Çıkarılması
Şirket anasözleşmesinde, bir ortağın şahsi hallerinden dolayı ortaklıktan çıkarılmasına imkan veren bir hüküm yoksa, ortaklar kararı ile bir ortağın şirketten çıkarılması mümkün değildir. Bu durumda ya mahkemeye başvurularak ortağın şirketten çıkarılmasını ve şirketin kendi aralarında devamını isterler, ya da şirketi feshederler. 

Bazı hallerde ortaklar mahkemeye gitmeden de ortağın şirketten ihracı mümkündür.

  • Ortaklardan birisinin iflası halinde,
  • Ortağın kişisel alacaklısının alacağını şirketteki tasfiye payından talep etmesi halinde,
  • Süresiz şirkette, şirketin feshini ihbar eden ortağın şirketten ihracı,

bu durumlarda ortağın şirketteki payı oranında ödeme yapılarak, şirketin diğer ortaklar arasında devamı oybirliği ile kararlaştırılabilir. 

d. Şirkete Yeni Bir Ortak Alınması
Kollektif şirkete yeni bir ortak alınması, bir “katılma sözleşmesi” yapılmak suretiyle olur. Bunun için de ortakların, oybirliği ile şirkete yeni bir ortak alınmasına karar vermiş olmaları gereklidir. Daha sonra bütün ortaklar ve yeni ortak katılma sözleşmesini imzalayarak noter tasdiki yaptırılır. 

e. Ortaklık Hissesinin Devri
Kollektif şirkette diğer ortakların rızaları alınmak şartıyla payın devri mümkündür. 
Bir ortağın çıkması veya çıkarılması hallerinde diğer ortaklar ayrılmayı tescil ve ilan ettirmekle yükümlüdürler. Anasözleşmenin değiştirilmesi halinde yapılacak işlemler kuruluştakilerin benzeridir. Tescil ve ilan edilmiş hususlarda değişiklik meydana gelmesi halinde bu değişikliklerin usulü dairesinde tescil ve ilanı zorunludur. 

Kollektif Şirkette Sorumluluk
Şirket borçları ve taahhütlerinden dolayı, şirket tüzel kişisi ve şirket mameleki doğrudan doğruya birinci derece sorumludur. Şirkete karşı girişilen icra takibi karşılıksız kalmış veya şirket herhangi bir sebeple sona ermiş ise ortaklara karşı icra takibine girişilir veya dava açılabilir. Ortak şirkete koyduğu sermaye ile değil bütün malvarlığı ile sınırsız sorumludur. 
Şirkete karşı açılan dava sonucunda mahkemeden yalnız şirket aleyhine alınmış ilam, şirket hakkındaki takip semeresiz kalmadıkça veya şirket herhangi bir sebeple sona ermiş olmadıkça ortaklar hakkında icra edilemez. Şirket borcunu ödeyen ortak ödediği oranda diğer ortaklara rücu edebilir. 

Kollektif Şirketin Sona Ermesi
Sona erme halleri; 
1. İflas eden bir kollektif şirket, iflasın ilanı üzerine sona erer. 
2. Şirket sermayesinin tamamı veya üçte ikisi zayi olup da tamamlanmasına veya geri kalan kısmı ile yetinilmeye ortaklarca karar verilmemiş olması halinde, şirket kendiliğinden sona erer. 
3. Şirket diğer bir şirketle birleşirse sona erer. 
4. Ortaklardan birinin iflas etmesi şirketin sona ermesine sebep olur. Şu kadar ki; diğer ortaklar, müflis ortağı şirketten çıkararak onun payını iflas masasına ödemeleri halinde, şirket diğer ortaklar arasında devam eder. 
5. Tayin edilen sürenin sona ermesi ile şirket kendiliğinden sona erer. 
6. Şirket anasözleşmesinde yazılı gayenin elde edilmesi ile şirket sona erer. 
7. Anasözleşmede yazılı gayenin elde edilmesinin imkansız olması, 
8. Ortaklardan birinin ölümü, 
9. Ortaklardan birinin kısıtlanması hali de sone erme sebebi olarak sayılabilir. 
10.Şirket bütün ortakların kabul etmeleri halinde de sona erer. 
Sone erme sebeplerinden herhangi birinin meydana gelmesi halinde şirket hemen sona ermez. Yeni bir dönem başlar. Bu dönemde : 

  • Şirketin sona ermesinin tescil ve ilan edilmesi gerekir.
  • Şirket anasözleşmesinde belirtilen amaç ve konu tasfiye gayesine dönüşür.
  • Şirket tüzel kişiliğinin ehliyeti, tasfiye gayesiyle sınırlı olur.
  • Ticaret unvanı “Tasfiye Halinde………………” kelimeleri eklenerek kullanılabilir.
  • Tasfiye halindeki şirketin temsili tasfiye memurları marifetiyle yürütülür.
  • Sone erme keyfiyeti usulen tescil ve ilan edilmemiş ise, bütün ortakların üçüncü kişilere karşı sorumlulukları sınırsız olarak devam eder.

10. Tasfiye Tasfiyenin amacı, şirketin devamı sırasında başlanmış olan ve henüz sonuçlandırılmamış olan iş ve ilişkileri tamamlamak, şirketin borç ve taahhütlerini ifa, alacaklarını tahsil ve mevcut mallarını paraya çevirmek suretiyle yapmak ve elde edilen safi mevcudu ortaklara dağıtmaktır. 

Kollektif şirketler iki şekilde tasfiye edilebilir. 
a. İflas Hükümlerine Göre Tasfiye
Şirket ortaklar veya alacaklılar tarafından yapılan talep üzerine, mahkemece verilen iflas kararı üzerine tasfiye İİK. hükümlerine göre alacaklıların temsilcileri tarafından yapılır. Bu şekilde tasfiyeye, şirket aktifinin borçlarını karşılamadığı durumlarda başvurulur. 

b. Ticaret Kanunu Hükümlerine Göre Tasfiye
Bu şekilde tasfiyede tasfiye memurları ortakların temsilcileridir. Şirket aktifi borçlarını -karşılamaya yeterlidir. Tasfiye edilmekte olan bir şirketin iflası istenebilir. İflasla birlikte ortakların temsilcisi olan tasfiye memurları değişir ve alacaklıların temsilcileri tasfiye memuru seçilir. 

Ciro Nedir ?

Emre yazılı senetlerin devrini sağlayan işlemdir. Ciro, Ticaret Kanunu’nun 593-602. maddeleri arasında poliçeler yönünden düzenlenmiştir. Bununla beraber kanun, bütün emre yazılı senetlerin cirosu için poliçe hükümlerine yollama yapmıştır (TK m. 560/1)
Ciro, çifte yetki veren bir işlemdir. Ciro eden kişi, ciro ettiği kişiye senetteki meblağı borçludan tahsil etme yetkisini, borçluya ise ciro edilene belirlenen tutarı ödeme yükümünü vermektir. Ciro’da ciroyu yapana “ciranta”, kendisine ciro yolu ile senet devredilen kişiye ise “ciro edilen” denir.
Emre yazılı olan her senet ciro yolu ile ve teslim edilmek suretiyle devredilebilir. (TK m. 593/1) Bu kural hem açıkça emre yazılı olan hem de yasa tarafından emre yazıldıkları kabul edilen (kanunen emre yazılı senetler, örneğin kambiyo senetleri, bono, çek vb.) senetler açısından geçerlidir.
Kanunen emre yazılı senetlerin ciro ile devri önlenmek isteniyorsa, senedin üzerine bunun emre yazılı olmadığını ya da nama yazılı bulunduğunu gösteren bir ibare eklenmelidir.
Ciro, -poliçeyi kabul etmiş olsun olmasın- muhataba, keşideciye ya da poliçe nedeniyle borç altına girmiş olan kişilerden herhangi birine yapılabilir. (TK m. 593/3) Hamiline yapılan ciro ise,”beyaz ciro” hükmündedir. (TK m. 594/3)
İlk ciro senedin lehdarı tarafından yapılabilir. Poliçeyi ciro yolu ile devralanlar yeniden ciro yapabilirler. Sadece tahsil ve terhin ciroları ile devralanlar, ancak yeni bir tahsil cirosu yapabilirler.
Poliçenin muhataba ciro edilmesi halinde, senedin alacaklısı ve borçlusu sıfatları aynı kişide birleşir. Bu durum kural olarak borcun ortadan kalkması sonucunu doğurduğu halde, burada hak donar, yani muhatap dilerse senedi sonradan bir kez daha ciro edebilir.
Ciro kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Ciroya eklenen şartlar yazılmamış sayılır. (TK m. 594) Poliçe bedelinin sadece bir bölümünün ciro edilmesi, yani kısmi ciro yapılması mümkün değildir. Senetten doğan hak cironun yanı sıra teslimle devredilebileceğinden ve tek bir senedin ikiye bölünmesi söz konusu olamayacağından, kanun kısmi ciroyu batıl saymıştır. (TK m. 594/2)
Kanun hükümlerinin incelenmesinden, cironun ancak yazılı olarak yapılabileceği anlaşılmaktadır. Çünkü, ciro ya poliçeye ya da poliçeye bağlı olan ve”alonj” adı verilen bir kağıt üzerine cirantanın imzası ile yapılabilir. (TK m. 595) Ön yüzde yapılacak cironun tam ciro olması, aval ile meydana gelebilecek karışıklıkları önlemek açısından zorunludur.
Ciro’nun tarih ve bedeli içermesi gerekmez. Bununla beraber bazı durumlarda tarih önem kazanabilir. Kanun, aksi sabit oluncaya kadar tarihsiz bir cironun protesto düzenlemesi için belirlenmiş sürenin geçmesinden önce yapıldığını kabul etmiştir (TK m. 602/2). TK m. 602/1’nin incelenmesinden, cironun vadede ya da -vadede ödeme gerçekleşmemişse- bunu izleyen iki işgünü içinde yapılması gerektiği anlaşılmaktadır. Gerçekten de, vadenin geçmesinden sonraki ciro, vadeden önce yapılan bir cironun hükümlerini doğurur; buna karşılık ödememe protestosundan ya da bunun düzenlenmesi için belirlenmiş sürenin geçmesinden sonra yapılan ciro, ancak alacağın temliki hükümlerini doğurur.
Bazı hallerde poliçenin ciro edilmesi de yasaklanabilir. TK m. 597/2, bu hakkı sadece cirantalara tanımıştır. Yasağa rağmen senet yeniden ciro edilirse, yasağı koyan ciranta, senet sonradan kendilerine ciro edilmiş olan kişilere karşı sorumlu olmaz.
Keşidecinin bu tür bir ciro yasağı öngörebilip göremeyeceği öğretide tartışılmalıdır. Hakim olan görüş, keşidecinin ciro yasağı koymak yerine, senedi nama yazılı olarak düzenleme yetkisini kullanması gerektiği yönündedir.
Ciro senetten doğan hakları devretmek amacı ile yapılıyorsa, buna “temlik cirosu” denilir. Bir senet, üçüncü kişiye sadece senetten doğan hakkı kendi adına tahsil ettirmek amacı ile de ciro edilebilir. Bu durumda bir tahsil (tevkil) cirosundan söz açılır. Öte yandan, ciro edilene bir hak devretmek değil, sadece alacağına karşılık bir güvence sağlamak amacı ile gerçekleştirilen ciroya “rehin cirosu” denilir. Temlik cirosu, ciro edilen kişinin adının belirtilip belirtilmemesine göre “tam ciro” ya da “beyaz ciro” olarak ikiye ayrılır. Ciro ve buna eklenen teslim sayesinde poliçeden doğan bütün haklar devredilmiş olur. (TK m. 596)
Aksine şart bulunmadıkça, ciranta poliçenin kabul edilmemesinden ve ödenmemesinden sorumludur (TK m. 597/1). Sadece yukarıda değinilen “ciro yasağı” durumunda bunun bir istisnası vardır.
Çeklerde muhatabın cirosu batıldır. Ayrıca muhatap lehindeki ciro sadece makbuz hükmündedir; meğer ki muhatabın birden fazla şubesi olup da ciro çekin üzerine çekildiği şubeden başka bir şube üzerine yazılmış olsun.

Hedge, Hedging Nedir ?

Vadeli piyasa işlemlerinde fiyat değişikliklerinden zarara uğramamak için alıcının veya satıcının hedging yapması mümkündür. Bir bankanın müşterisine (1 dolar = 2,5 euro) hesabıyla bir ay vadeli dolar satışı yaptığını göz önüne getirelim. Sattığı doların miktarı 1 milyondur. Fiyat, satış anındaki kurdur; ancak dolarları bir ay sonra teslim edecektir. Vade tarihine değin dolar kuru 2,7 euro yükselirse, banka 200 bin euro zarara uğrayacaktır.

Örneğin bir Alman ithalatçı gerçekleştirdiği mal alımlarının karşılığı olarak belirli bir tarihte ihracatçıya dolar şeklinde ödeyecektir. Fakat, ithalatçı, ödemenin yapılacağı zamana kadar “euro”nun “dolar” karşısında değer kaybedeceğini tahmin etmektedir. İthalatçı bu durumda, vade tarihinde ihracatçıya sözleşme tarihindeki kurlara göre aynı miktardaki dolar için daha fazla euro elden çıkaracaktır. Bu nedenle ithalatçı ihracatçıyla sözleşme yaptığı tarihte, elindeki euro’yu; o günkü kur üzerinden dolar olarak geri ödenmek üzere, belirli bir vade için herhangi bir kişiye satacak, böylece euro’nun değer kaybetmesi nedeni ile uğrayacağı kaybı ortadan kaldırmaktadır.

Döviz kuru üzerinden yapılan hedging yanında faiz oranlarında oluşacak değişikliğe göre de hedging yapılabilir. Örneğin 2 ay içinde 2 milyon dolarlık alacağını tahsil edecek olan bir şirket bu parayı 3 ay vadeli mevduat olarak yatırmayı düşünmektedir. Ancak şirket faizlerin düşeceği yönünde bir sanıya sahip ise, bu düşüşten korunmak için parasını o günkü cari faiz üzerinden satmak üzere gelecekteki piyasa ( futures market ) işlemine girer. Bu durumda şirket o günkü faiz üzerinden 2 milyon dolar tutarında Euro dolar mevduat sözleşmesi satın alarak faiz oranındaki düşüşten etkilenmemeye çalışır.

Futures Nedir ?

Döviz gelecek işlemleri, dünyadaki belirli borsalarda yapılan, standart nitelikteki vadeli döviz alım ve satım sözleşmelerini kapsar. Bu piyasalar vadeli döviz alım ve satımıyla ilgili olmakla birlikte, vadeli mal borsalarının bir uzantısı durumundadır. Örneğin, dünyadaki belli başlı borsalarda gelecekte teslim kaydıyla işlem gören bazı mallar şunlardır: Pamuk, şeker, buğday, deri, yün, kauçuk, kakao, bakır, platin vs. Bu borsaların bazılarında yukarıdaki mallardan ayrı olarak hazine bonoları ile devlet tahvilleri ile döviz alım satım sözleşmeleri yapılmaktadır.

Döviz gelecek işlemleri, borsada belirli bir yabancı paraya bağlı, miktar ve teslim tarihleri yönünden standart sözleşmelerin alınıp satılması biçiminde yapılır. Sözleşmeler borsanın denetimi ve güvencesi altındadır.

Gelecek işlemleri, yalnızca bir kaç yabancı parayla yapılmaları, standart sözleşmeleri bağlı olmaları, birkaç teslim tarihlerinin olması, kur dalgalanmalarında günlük sınırların bulunması ve yalnızca Chicago, New York, Londra ve Singapur gibi yörelerde kurulu bulunan borsalarda gerçekleştirilmeleri gibi yönlerden vadeli işlemlerden ayrılırlar. Fakat iki piyasa, kurların farklılık göstermesi durumunda ortaya çıkacak arbitraj yoluyla birbiriyle bağlantılıdır.

Forward Nedir ?

Dövizin şimdiden kararlaştırılan bir fiyattan ilerde bir tarihte teslim edilmek koşuluyla, bugünden yapılan sözleşmelerle alınıp satılmasına vadeli teslim işlemi (forward transactions) denir.

Vadeli teslim işlerinin ayırıcı özelliği, döviz alım veya satım sözleşmesinin bugünden yapılması, dövizin tesliminin ve karşılığı olan paranın ise anlaşmada kararlaştırılan fiyattan, ilerideki bir tarihde gerçekleştirilmesidir. Vadeli teslim işlerine uygulanan kurlara ise vadeli teslim kuru denir. Vadeli kurlar genellikle anında kurlarla karşılaştırmalı olarak ifade edilir. Eğer vadeli teslim kuru anında teslim kurundan yüksekse, aradaki farka vadeli teslim pirimi ( forward premium ) adı verilir.

Tersine, vadeli kurun anında teslim kurundan düşük olması durumundaki negatif farka da vadeli kur iskontosu ( forward discount ) denir. Üçüncü bir olasılık da her iki kurun birbirine eşit olmasıdır ki bu durumda da düz kurlardan bahsedilir. Vadeli kurlarla anında kurlar arasındaki fark, yani vadeli prim veya istonto, faiz parite teorisine göre, ilgili ülkelerin faiz oranları farkına eşittir. Bu teoriye göre kısaca, faiz oranı yüksek ülkenin ulusal parası, faiz oranı düşük olan ülkenin parası karşısında bu farkın tutarı kadar iskonto yapar; faiz oranı göreceli düşük olan ülkenin parası ise tersine, o ölçüde primlidir.

Genel Denge Nedir ?

Bütün ekonomik kesimlerin ve birimlerin yarattığı mal ve hizmetlerin arz, talep ve fiyatlarının birbirleriyle tutarlı olmasıdır.

Reel Milli Gelir Nedir ?

Cari fiyatlarla bulunmuş milli gelir rakamlarının fiyat değişmelerine göre düzeltilmesiyle elde edilen milli gelire “Reel Milli Gelir” adı verilir.

Not : Bu konu 05.03.2011 tarihli Staj Başlatma Sınavında geçmiştir.

Milli gelir, Safi (Net) Milli Gelir, Gayri Safi Milli Gelir Nedir ?

 

1. Milli Gelirin Tanımı: Bir ekonomide belli bir döneme ilişkin safi milli hasıla değerinden aynı dönemde, o ekonomide alınan dolaylı vergiler toplamının çıkartılmasıyla elde edilen tutar milli gelirdir. Bilimsel anlamda milli gelir bir ülkede belli bir dönemde üretilen mal ve hizmetlerin net parasal değeridir.

2. Milli Geliri Etkileyen Fonksiyonlar:

2.1. Tüketim Fonksiyonu: Birey için tüketim, aile fertlerinin gereksinim duydukları mal ve hizmetlerin satın alımı için yaptıkları harcamaların toplamıdır. Tüketim harcamaları öncelikle, o ekonomideki harcanabilir gelire bağlıdır. Tüketimi etkileyen faktörler şunlardır:
- Kişinin toplam geliri
- Kişinin yaşam biçimi ve aile yapısı
- Kişinin edindiği alışkanlıkları
- Kişinin ileriye dönük kararları ve beklentileri
- Ülkenin ekonomik koşulları ve ekonomik veriler
- Ülkenin vergi ve para politikaları

2.2. Tasarruf Fonksiyonu: Elde edilen toplam gelirden ihtiyaçlar karşılandıktan sonra kalan miktara tasarruf denir. İnsanlar gelecekte oluşabilecek hastalık, kaza gibi belirsizliklerde çaresiz kalmamak için tasarruf yapmak isterler. Gelirin tüketilmeyen kısmı tasarrufları oluşturur. Tasarruf toplam harcamaların toplam gelirden çıkarılması ile hesaplanır. Harcamaların gelirden fazla olması borçlanma gibi kötü bir sonucu ortaya çıkararır. “Ayağını yorganına göre uzat.” bu durumu özetleyen en güzel ata sözüdür.

2.3. Yatırım Fonksiyonu: Yatırım, ekonomide belirli bir dönemde üretimde kullanılacak malzeme ve unsurların artırılmasına denir. Yeni fabrika kurmak, fabrikaya makine almak, yeni üretim yöntemi almak vb. yatırım faaliyetleri sonucunda ekonominin üretim kapasitesi artar.

3. Mili Gelirin Hesaplanması: Üretim faaliyetleri sonucunda elde edilen gelirin hesaplanması işini Türkiye İstatistik Kurumu piyasadan aldığı fiyatlara göre hesaplar. Yapılan hesaplamalardan % 100 doğru sonuç yerine yaklaşık sonuçlar elde edilir. Elde edilen sonuçlar önemlidir. Üretici, tüketici ve devlet yaklaşık olarak hesaplanan sonuçlara göre, yatırım faaliyetlerine yön verirler. Hesaplamalarda farklı yollar tercih edilebilir. Türkiye İstatistik Kurumu milli geliri kendi içindeki kurallara göre belirler. Kullanılan hesaplama yolları; üretim yöntemi, gelir yöntemi ve harcama yöntemi olmak üzere üçe ayrılır.

3.1. Üretim Yöntemiyle Milli Gelirin Hesabı: Bu yöntemin hareket noktası, bir ülkede bir yılda üretilen mal ve hizmetlerin parasal değerlerinin hesaplanmasıdır. Bu mal ve hizmetlerin fiyatları, o yılın piyasalarından elde edilir. Hesaplamayı aşağıdaki gibi formüle edebiliriz;
Tarımsal Üretim + Sanayi Üretimi + Hizmet Üretimi = Brüt Milli Gelir (Gayri Safi Milli Hasıla)
Gayri Safi Milli Hasıla (+) veya (-) Dış Ticaret Farkı Gelir veya Gideri = Gayri Safi Yurt İçi Hasıla
Gayri Safi Milli Gelir – Amortismanlar = Safi Milli Hasıla (Net Milli Gelir)
Safi Milli Hasıla – Dolaylı Vergiler = Milli Gelir Elde edilir.

3.2. Gelir Yöntemiyle Milli Gelirin Hesabı: Bu yöntemde belirli bir dönemde üretim faktörlerinin üretimden aldığı paylar toplanır.
Ücret Gelirleri + Kira Gelirleri + Faiz Gelirlere + Elde Edilen Karlar = Milli Gelir
Bulanan milli gelire sırası ile vergiler, yıpranma payları ve ithalat–ihracat farkları ilave edildiği zaman gayri safi milli hasıla rakamına ulaşılır.

3.3. Harcama Yöntemiyle Milli Gelir Hesabı: 
Ülkede her kesimin yaptığı harcamalar toplamı belirlenerek hesaplanır.
Özel Kesim Harcamaları + Kamu Kesimi Harcamaları + Yatırım Harcamaları = GSMH

4. Milli Gelirin Üretim Faktörleri Arasında Dağılımı: Milli gelir, üretim faktörlerini elinde bulunduranlar arasında rant, ücret, faiz ve kâr olarak paylaştırılır. Üretim faktörlerinin paylaşımı ekonominin genel yapısına ve uygulanan politikalara bağlı olarak farklı oranlarda gerçekleşir. Elde edilen üretim faktörleri aldığı paylar:

Tabiat (toprak, arazi); Rant
Emek; ücret
Sermaye; faiz
Girişimci; kar

Ülkelerin milli gelir dağılımı, bölgeler arasındaki coğrafi farklılıklarla yakından ilgilidir. Doğal kaynakları, doğa özellikleri, iklim gibi nedenler bölgenin gelişmesini etkilemektedir. Gelişmemiş bölgeler milli gelirden daha düşük pay almaktadırlar. Üretim faktörlerinden alınan payın mümkün olduğu kadar eşitelenebilmesi için geri kalmış yörelerin yatırım teşvikleri, sübvansiyonlar (destekleme alımları), vergi politikaları ve özel kalkınma programları ile desteklenmesi gereklidir.


İşletme, yeni satın aldığı bir satış mağazasına elektrik ve su tesisatı döşetmiştir. Bu iş karşılığında 100.000 TL+KDV masraf yapmış ve nakit olarak kasasından ödemiştir. İlgili yevmiye kaydı aşağıdakilerden hangisidir ?

İşletme, yeni satın aldığı bir satış mağazasına elektrik ve su tesisatı döşetmiştir. Bu iş karşılığında 100.000 TL+KDV masraf yapmış ve nakit olarak kasasından ödemiştir. İlgili yevmiye kaydı aşağıdakilerden hangisidir ?







Mukayyet Değer

Mukayyet değer, bir iktisadi kıymetin muhasebe kayıtlarında gösterilen hesap değeridir.

 

Mukayyet değer kayıtlı değer, yazmaca değer, detter değeri gibi isirnlerle de tanınır.

 

Mukayyet değer, değerleri defter ve hesaplarda oluşan ve en­vanterleri bunlardan bulunabilecek olan iktisadi kıymetlere uygulan­maktadır.

Kayıtlı değer olarak da sıkça kullanılan mukayyet değerin, değerleme ölçüsü olarak kullanılacak iktisadi kıymetler aşağıdaki gibidir.

• Senetsiz alacaklar; (V.U.K. Madde 281)

• Senetli alacaklar; (istenirse V.U.K. Madde 281)

• İlk tesis ve Taazzuv Giderleri, Kuruluş Giderleri, Peştemalliklar; (V.U.K. Madde 282)

• Aktif Geçici Hesap Kıymetleri; (V.U.K. Madde 283)

Aktif Geçici Hesap Kıymetleri şu kalemleri içerir.

• Peşin ödenen giderler

• Tahsil edilmemiş hasılat (Gelir Tahakkukları)

• İdrak edilmemiş mahsuller için yapılan giderler (hazırlık iş­leri gideri gibi)

• Senetsiz borçlar; (V.U.K. Madde 285)

• Senetli Borçlar; (istenirse, senetli alacaklar tasarruf değe­riyle değerlenmemiş ise) (V.U.K. Madde 285)

• Pasif Geçici Hesap Kıymetleri; (V.U.K. Madde 287)

Pasif geçici hesap kıymetleri şu kalemleri içerir.

• Peşin tahsil edilmiş hasılat,

• Henüz ödenmemiş giderler,

• Karşiliklar, Amortismanlar; (V.U.K. Madde 288)

• Özel haller; (Değerleme ölçüsü belirtilmemiş, ya da belirti­len ölçüyle değerlemesine imkan olmayan hallerde, borsa rayici yoksa iktisadi kiymetler mukayyet değerle değerlenir. V.U.K. Madde 289)