Ciro Nedir ?

Emre yazılı senetlerin devrini sağlayan işlemdir. Ciro, Ticaret Kanunu’nun 593-602. maddeleri arasında poliçeler yönünden düzenlenmiştir. Bununla beraber kanun, bütün emre yazılı senetlerin cirosu için poliçe hükümlerine yollama yapmıştır (TK m. 560/1)
Ciro, çifte yetki veren bir işlemdir. Ciro eden kişi, ciro ettiği kişiye senetteki meblağı borçludan tahsil etme yetkisini, borçluya ise ciro edilene belirlenen tutarı ödeme yükümünü vermektir. Ciro’da ciroyu yapana “ciranta”, kendisine ciro yolu ile senet devredilen kişiye ise “ciro edilen” denir.
Emre yazılı olan her senet ciro yolu ile ve teslim edilmek suretiyle devredilebilir. (TK m. 593/1) Bu kural hem açıkça emre yazılı olan hem de yasa tarafından emre yazıldıkları kabul edilen (kanunen emre yazılı senetler, örneğin kambiyo senetleri, bono, çek vb.) senetler açısından geçerlidir.
Kanunen emre yazılı senetlerin ciro ile devri önlenmek isteniyorsa, senedin üzerine bunun emre yazılı olmadığını ya da nama yazılı bulunduğunu gösteren bir ibare eklenmelidir.
Ciro, -poliçeyi kabul etmiş olsun olmasın- muhataba, keşideciye ya da poliçe nedeniyle borç altına girmiş olan kişilerden herhangi birine yapılabilir. (TK m. 593/3) Hamiline yapılan ciro ise,”beyaz ciro” hükmündedir. (TK m. 594/3)
İlk ciro senedin lehdarı tarafından yapılabilir. Poliçeyi ciro yolu ile devralanlar yeniden ciro yapabilirler. Sadece tahsil ve terhin ciroları ile devralanlar, ancak yeni bir tahsil cirosu yapabilirler.
Poliçenin muhataba ciro edilmesi halinde, senedin alacaklısı ve borçlusu sıfatları aynı kişide birleşir. Bu durum kural olarak borcun ortadan kalkması sonucunu doğurduğu halde, burada hak donar, yani muhatap dilerse senedi sonradan bir kez daha ciro edebilir.
Ciro kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Ciroya eklenen şartlar yazılmamış sayılır. (TK m. 594) Poliçe bedelinin sadece bir bölümünün ciro edilmesi, yani kısmi ciro yapılması mümkün değildir. Senetten doğan hak cironun yanı sıra teslimle devredilebileceğinden ve tek bir senedin ikiye bölünmesi söz konusu olamayacağından, kanun kısmi ciroyu batıl saymıştır. (TK m. 594/2)
Kanun hükümlerinin incelenmesinden, cironun ancak yazılı olarak yapılabileceği anlaşılmaktadır. Çünkü, ciro ya poliçeye ya da poliçeye bağlı olan ve”alonj” adı verilen bir kağıt üzerine cirantanın imzası ile yapılabilir. (TK m. 595) Ön yüzde yapılacak cironun tam ciro olması, aval ile meydana gelebilecek karışıklıkları önlemek açısından zorunludur.
Ciro’nun tarih ve bedeli içermesi gerekmez. Bununla beraber bazı durumlarda tarih önem kazanabilir. Kanun, aksi sabit oluncaya kadar tarihsiz bir cironun protesto düzenlemesi için belirlenmiş sürenin geçmesinden önce yapıldığını kabul etmiştir (TK m. 602/2). TK m. 602/1’nin incelenmesinden, cironun vadede ya da -vadede ödeme gerçekleşmemişse- bunu izleyen iki işgünü içinde yapılması gerektiği anlaşılmaktadır. Gerçekten de, vadenin geçmesinden sonraki ciro, vadeden önce yapılan bir cironun hükümlerini doğurur; buna karşılık ödememe protestosundan ya da bunun düzenlenmesi için belirlenmiş sürenin geçmesinden sonra yapılan ciro, ancak alacağın temliki hükümlerini doğurur.
Bazı hallerde poliçenin ciro edilmesi de yasaklanabilir. TK m. 597/2, bu hakkı sadece cirantalara tanımıştır. Yasağa rağmen senet yeniden ciro edilirse, yasağı koyan ciranta, senet sonradan kendilerine ciro edilmiş olan kişilere karşı sorumlu olmaz.
Keşidecinin bu tür bir ciro yasağı öngörebilip göremeyeceği öğretide tartışılmalıdır. Hakim olan görüş, keşidecinin ciro yasağı koymak yerine, senedi nama yazılı olarak düzenleme yetkisini kullanması gerektiği yönündedir.
Ciro senetten doğan hakları devretmek amacı ile yapılıyorsa, buna “temlik cirosu” denilir. Bir senet, üçüncü kişiye sadece senetten doğan hakkı kendi adına tahsil ettirmek amacı ile de ciro edilebilir. Bu durumda bir tahsil (tevkil) cirosundan söz açılır. Öte yandan, ciro edilene bir hak devretmek değil, sadece alacağına karşılık bir güvence sağlamak amacı ile gerçekleştirilen ciroya “rehin cirosu” denilir. Temlik cirosu, ciro edilen kişinin adının belirtilip belirtilmemesine göre “tam ciro” ya da “beyaz ciro” olarak ikiye ayrılır. Ciro ve buna eklenen teslim sayesinde poliçeden doğan bütün haklar devredilmiş olur. (TK m. 596)
Aksine şart bulunmadıkça, ciranta poliçenin kabul edilmemesinden ve ödenmemesinden sorumludur (TK m. 597/1). Sadece yukarıda değinilen “ciro yasağı” durumunda bunun bir istisnası vardır.
Çeklerde muhatabın cirosu batıldır. Ayrıca muhatap lehindeki ciro sadece makbuz hükmündedir; meğer ki muhatabın birden fazla şubesi olup da ciro çekin üzerine çekildiği şubeden başka bir şube üzerine yazılmış olsun.

Yorum Yap